Metin Türleri (Edebi Türler/Yazı Türleri)

1. Düz Yazı Türleri

1.1. Olay Yazıları

1.2. Düşünce Yazıları

1.3. Bildirme Yazıları

2. Şiir Türleri

 

Düşünceleri ve duyguları yazıyla ya da söz ile anlatma sanatına edebiyat denir. Metin türleri ise edebi eserlerin oluşturulma biçimleri, konuları ve eserlerde kullanılan tekniklere göre ayrılmasıyla oluşan edebi türleri karşılar.

Metin türleri düzyazı türleri ve şiir türleri olmak üzere iki başlık altında incelenir.

UYARI: Sınıf düzeylerine göre metin türleri farklılık gösterse de konuyu bir bütün olarak ele almak, karşılaştırma yapılmasını kolaylaştırmak adına tek bir başlık altında incelemeyi daha doğru buluyoruz. Bu nedenle ayrıntılarını görmek istediğiniz metin türlerinin konu anlatımından faydalanmanızı tavsiye ediyoruz.

 

1. Düzyazı (Nesir) Türleri

Okuyucuya aktarılmak istenen duygu ve düşüncelerin, şiirlerde kullanılan uyak ve ahenk unsurlarından yararlanılmadan ifade edilmesi ile oluşturulan yazılara düzyazı denir.

Düz yazı türleri, olay yazıları, düşünce (fikir) yazıları ve bildirme yazıları biçiminde üç alt başlıkta incelenir.

 

1.1. Olay Yazıları

Okuyucuya bir olayı yer, zaman ve kahraman unsurlarından yararlanarak aktarmayı amaçlayan yazılara olay yazıları denir.

Olay yazıları yaşanmış ya da yaşanabilecek gerçekçi bir olayı anlatabileceği gibi gerçekte yaşanması mümkün olmayan olağanüstü bir olayı da anlatabilir.

Olay yazılarında öyküleyici anlatımdan sık sık yararlanır. Betimleyici anlatım tekniği de bazı olay yazılarında karşımıza çıkar.

 

1.1.1. Masal

Gerçekleşmesi mümkün olmayan bazı hayali olayların ve olağanüstü kişilerin anlatıldığı, olayın gerçekleştiği yer ve zaman unsurlarının belli olmadığı, tekerlemelerle başlayan öğretici yazılara masal denir.

 

Masalların Özellikleri:

Masallar genellikle bir tekerlemeyle başlar ve bitirilir. (Bir varmış, bir yokmuş…)

Masallarda olağanüstü olaylar anlatılır.

Masallarda yer ve zaman unsurları belirsizdir. Genellikle “bir gün, ülkenin birinde” gibi net olmayan yer ve zaman ifadeleriyle karşılaşırız.

Masal kahramanları olağanüstü özelliklere sahip olabilir.

Masallarda devler, cinler, periler, cadılar, hayvanlar gibi karakterler bulunabilir.

Masallar daima mutlu sonla biter ve masallar iyiler ödüllendirilerek, kötüler cezalandırılarak bitirilir.

Masallarda keskin karakter değişimleri görülmez. Masalın başında iyi olan bir karakter kötü, kötü olan bir karakter iyi olmaz.

Masallar öğretici ve eğitici özellikler taşır.

Masallarda yer alan mesajlar evrenseldir. Milli ve dini içerikli mesajlar masallar ile aktarılmaz.

Masallar genellikle öğrenilen geçmiş zaman kipi (-miş) kullanılarak anlatılır. Bazen geniş zaman kipi ile anlatılan masallar ile de karşılaşabiliriz.

 

1.1.2. Fabl

İnsana ait özelliklerin, insan dışındaki canlı ya da cansız varlıklara aktarılarak insanlara ahlaki ders ve mesaj vermeyi amaçlayan kısa yazılara fabl denir. Hayvan hikayesi olarak da bilinir.

 

Fablların Özellikleri:

Fablların kahramanları genellikle hayvanlardan ve bitkilerden oluşur.

Fabllarda insan dışındaki canlı ve cansız varlıklar kişileştirilir ve konuşturma sanatından faydalanılır.

Fabllar insan dışındaki varlıklar üzerinden insanlara ders verme amacıyla yazılır. Bazı insan davranışları eleştirilir.

Genellikle aç gözlülük, yalancılık, ikiyüzlülük, kurnazlık gibi insan davranışları konu olarak seçilir. Diğer bir ifadeyle fablların konusu evrenseldir.

Fabllar düzyazı biçiminde oluşturulabildiği gibi şiir (nazım) biçiminde de oluşturulabilir.

 

1.1.3. Hikâye (Öykü)

Gerçekleşmiş ya da gerçekleşebilecek olayları bir plana bağlı olarak yer ve zaman ögeleriyle anlatan kısa yazılara hikâye (öykü) denir.

 

Hikâyelerin (Öykülerin) Özellikleri:

Hikâyelerde yaşanmış ya da yaşanabilecek (gerçekleşmesi mümkün) olaylar okuyucuya anlatılır.

Hikâyeler, romanlara göre kısa yazılardır. Hikâyeler bir olayı anlatırken roman birçok olayı anlatır. Doğal olarak hikâyelerde şahıs, yer(mekân) ögeleri romana göre daha az; zaman ögesi romanlara göre daha dardır.

Hikâyelerde olayın gerçekleştiği zaman ve yer ögeleri belirgindir. Masallardaki gibi bir belirsizlik söz konusu değildir.

Öykülerde kısa bir zaman dilimi içinde gerçekleşen olay kronolojik şekilde (gerçekleşme sırasıyla) aktarılır.

Öyküler; olaya giriş yapılan serim, olayın anlatıldığı düğüm, olayın sonuca bağlanıp ana fikrin aktarıldığı çözüm bölümlerinden oluşur.

Hikâyelerde yer alan kahramanlar gerçekçi özelliklere sahiptir, olağanüstü özellikler taşımazlar.

Hikâyeler bir olay etrafında şekillenir. Yani temelde olay yer alır. Ama bir hayatın içindeki bir zaman dilimini, bir durumu anlatmaya odaklanan öyküler de vardır.

1.1.3.1. Olay Hikayesi (Öyküsü)

Bir olayı anlatan öykülerdir. Maupassant (Guy De Maupassant) tarzı öyküler olarak da bilinir. Ülkemizdeki en önemli temsilcisi Ömer Seyfettin’dir. Bu öyküler öyküleyici anlatım biçimi kullanılarak oluşturulur.

1.1.3.2. Durum Hikayesi(Öyküsü)

Hayatın bir kesitini, durumu anlatan öykülerdir. Çehov (Anton Çehov) tarzı öyküler olarak da bilinir. Ülkemizdeki en önemli temsilcisi Sait Faik Abasıyanık’tır. Bu tür öykülerde betimleyici anlatım ön plana çıkar.

 

1.1.4. Roman

Yaşanmış ya da yaşanması mümkün olayların ayrıntılarıyla anlatıldığı uzun yazılara roman denir.

 

Romanın Özellikleri:

Bireylerin ya da toplumların yaşamış olduğu ya da yaşaması mümkün olayları anlatır.

Romanlar geniş bir zaman dilimini anlatır. Bunun doğal sonucu olarak karakter ve yer sayısı öyküye göre bir hayli fazladır, romanlarda ayrıntılara sıkça yer verilir.

Romandaki olayların gerçekleştiği yer zaman zaman unsurları belirgindir.

Romanlarda olaylar kronolojik sırayla verilir. Olay sayısının fazla olması yönüyle hikayelerden ayrılır.

Romanlar, ortaya çıktığı toplumun ve dönemin özelliklerini içerisinde barındırır.

Okuyucuda edebi bir zevk oluşturmayı amaçladığı için sanatsal eserlerdir.

Romanlar da öyküler gibi serim, düğüm, çözüm bölümlerinden oluşur.

Hikayelerde asıl önemli olan olay iken romanlarda asıl önemli olan karakterlerdir. Romanlar karakterler üzerine kurulur.

Romanlarda öyküleyici ve betimleyici anlatımdan sıkça yararlanılır.

 

Roman ile Hikâye Arasındaki Farklar:

Romanlar, hikayelere göre daha uzun yazılardır.

Romanlarda karakter, olay, yer sayısı hikayelerden fazla, zaman unsuru daha geniştir.

Romanlarda asıl unsur kişiler (karakterler) iken öyküde asıl unsur olaydır.

Romanlar olaylar dizisi iken öyküler tek olayı konu alır.

Romanlarda kişilerin tanıtımında ayrıntıya girilir, öykülerde ise kişiler ayrıntılarıyla aktarılmaz.

Romanlarda olayın gerçekleştiği yer sayısı öyküye göre fazladır ve romanlarda yerler ayrıntılarıyla aktarılır.

Romanlar uzun yazılar olduğu için genellikle sanatsal yazılardır ve dili ağır olabilir. Öyküler ise kısa yazılar olduğu için yalın, anlaşılır bir anlatım tercih edilir.

 

1.1.5. Destan

Milletlerin tarihinde derin izler bırakan kahramanları, savaşları, göçleri, felaketleri, toplumları etkileyen büyük olayları mitolojik unsurlara yer vererek anlatan, genellikle sözlü edebiyat ürünü (şiir biçiminde) olarak ortaya çıkan ve milli değerler taşıyan eserlere destan denir.

 

Destanların Özellikleri:

Destanlar milletleri derinden etkileyen olayları anlatır.

Destanlar genellikle savaş, kıtlık, göç gibi milletlerin tarihinde yer alan gerçekleşmiş olayları anlatır.

Destanlarda gerçekleşmiş olaylarla birlikte olağanüstü olaylar ve olağanüstü özelliklere sahip kahramanlar yer alır.

Destanlar nesilden nesile sözlü gelenekle aktarılır. Anonim eserlerdir. Destanların ortaya çıkışı yazının icadının çok öncesine dayanır.

Destanlar milli ögeler içerir.

Destanlar efsaneden sonraki en eski eserlerdir ve metin türlerinin en uzunlarından biridir.

Destanlar, doğal destanlar ve yapay destanlar olmak üzere ikiye ayrılır:

 

1.1.5.1. Doğal Destanlar

Toplumsal olayları anlatan halk ozanları tarafından nesilden nesile aktarılarak bugünlere ulaşan destanlardır. Doğal destanlar anonim eserlerdir, ilk söyleyeni –yazarı- belli değildir. Genellikle nazım (şiir) şeklinde oluşturulmuştur.

 

1.1.5.2. Yapay (Suni) Destanlar

Doğal destanlara göre daha yakın tarihlerde yazılan, olağanüstü olaylara ve kahramanlara daha az yer veren bir yazar tarafından oluşturulmuş destanlardır.

 

1.1.6. Efsane (Söylence)

Halkın düşünce, duygu ve hayallerinin etkisiyle oluşarak dilden dile söylenen ve halkın gelenek ve göreneklerini etkileyen metinlere efsane (söylence) denir.

Efsanelerin Özellikleri:

Efsaneler halkın duygularının, düşüncelerinin ve hayal gücünün etkisiyle oluşur.

Efsaneler metin türleri arasındaki bilinen en eski eserlerdir.

Efsanelerde olağan üstü varlıklar ve olaylar anlatılır.

Efsanelerde anlatılan olayın ne zaman gerçekleştiği belli değildir.

Neredeyse insanların birlikte yaşadığı her yerin kendine ait bir efsanesi vardır.

Geçmişte gerçekleşen doğa olaylarını (gök gürültüsü, yağmur yağması vb.) açıklamakta zorlanan insanlar, bu olaylara kendilerince yorumlar getirerek efsaneleri oluşturmuşlardır.

Efsanelerde dini ögeler (Tanrı, melek, ruh) ya da doğada bulunan varlıklar (dağ, taş, kaya) kahraman olarak karşımıza çıkar.

Efsanelerde insan dışındaki varlıklara insana ait özellikler yüklendiği için kişileştirme (teşhis), insan dışındaki varlıklar konuşturulduğu için konuşturma (intak) söz sanatlarından sıkça yararlanılır.

 

Efsane ve Masal Arasındaki Farklar:

Masalların sonunda kazanan her zaman iyilerdir ve masallar mutlu sonla biter. Efsanelerde ise böyle bir durum söz konusu değildir. Efsanelerde her zaman iyiler kazanamaz ve efsaneler mutlu sonla bitmek zorunda değildir.

Masallar insanlara bir şeyler öğretmeyi, onları eğitmeyi amaçlarken efsaneler çeşitli olaylara bir açıklama getirmeyi amaçlar.

Masallar daima olağanüstü, sıra dışı olaylardan oluşurken efsaneler, toplumsal olayların ve olağanüstü olayların harmanlamasıyla oluşur.

 

Efsane ve Destan Arasındaki Farklar:

Efsaneler genellikle düz yazı biçimindeki kısa öykülerken destanlar, genellikle şiir (manzum) biçimindedir.

Destanlar, toplumların geçmişinde izler bırakmış tarihi olayları (göç, kıtlık, savaş) anlatırken efsanelerin tarihsel gerçekliği olan bir olaya dayanma zorunluluğu yoktur.

Destanlar milli özellikler taşır, farklı milletlerde benzer destanlar görülmez ama efsanelerin benzerlerini birbiri ile alakasız toplumlar bile görmek mümkündür.

 

1.1.7. Anı (Hatıra)

Geçmişte gerçekleşen olayların üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra olayı bizzat yaşayan ya da olaya tanık olan kimse tarafından anlatıldığı metin türüne anı (hatıra) denir.

 

Anı Türünün Özellikleri:

Anı, bir olayı yaşayan ya da tanık olan kişiler tarafından oluşturulur.

Olaylar yazarın kendi bakış açısından okuyucuya aktarılır.

Tarihi ve şahsiyetler ile ilgili anılar tarihi belge niteliği taşır.

Anılar, olayın üzerinden belirli bir zaman geçip o olay dışındaki o güne ait izlerin silinmesinden sonra oluşturulur. Yani bir anının yazılması için mutlaka üzerinden zaman geçmesi gerekir.

Anı türü anlatan kişinin hafızasına ya da tanıklığına dayanır.

Anılarda anlatılanlar bilgi ve belgelerden ziyade hafızaya ve tanıklığa dayalı olduğu için aktarılan bilgilerin doğruluğu kesin değildir, öznel bir anlatım taşır.

Anı türünde anlatılan olaylar kişinin üzerinde iz bırakmış, onu derinden etkilemiş olaylardır.

Yaşanan olayların günü gününe anlatıldığı günlük, bahsi geçen kişinin yaşamının tümünün anlatıldığı biyografi ve otobiyografi türleri ile karıştırılmamalıdır.

 

1.1.8. Günlük (Günce)

Bir kimsenin yaşadıklarını tarih atarak düzenli bir şekilde günü gününe yazdığı metinlere günlük (günce) denir.

 

Günlük Türünün Özellikleri

Günlüklerde olaylar, tarih belirtilerek günü gününe yazılır.

Günlükler yayımlanma düşüncesiyle yazılmadığı için samimi, içten yazılardır; kişisel duygu ve düşünceleri taşıdığı için özneldirler.

Birçok yazı türüyle karşılaştırınca kısa metinlerdir.

Yazarının hayatından izler taşır, onun gözlemlerinden ve izlenimlerinden oluşur.

Günlükler birinci kişi ağzından anlatım ile kaleme alınır, yazar “iç konuşma” yöntemini sıklıkla kullanır.

 

Anı İle Günlük Arasındaki Farklar:

Günlüklerde olaylar günü gününe yazılır, anı türünde ise geçmişte gerçekleşmiş olaylar üzerinden epey zaman geçtikten sonra anlatılır.

Günlükler bugüne ya da geleceğe yönelik iken anılar geçmişe yöneliktir.

 

1.1.9. Tiyatro

Sahnede oynanması için kaleme alınan dram, komedi, trajedi gibi türleri bulunan kurmaca metinlere tiyatro denir.

Tiyatro Türünün Özellikleri

-Tiyatrolar genellikle sahnelenmek için kaleme alınır, az da olsa okunmak için yazılan tiyatro eserleri de bulunur.

Tiyatro eserleri eylemlere ve konuşmalara dayalı olarak oluşturulur.

Tiyatroda olaylar izleyiciye oluş halinde gösterilir. Diğer bir deyişle tiyatro metinlerinde olay, bir anlatıcı tarafından anlatılmaz; karşılıklı konuşmalarla (diyaloglar) aktarılır.

Tiyatro metinleri olayın içeriğine göre trajedi, dram ya da komedi olarak adlandırılırlar.

Tiyatro oyunlarının her bir bölümüne “perde” denir.

Tiyatro oyunlarında oyundaki karakterleri hareketleri yay ayraç ( ) içerisinde belirtilir.

“yazar, eser, oyun ve seyirci” unsurlarından oluşan tiyatroların temel ögeleri “olay, yer, zaman ve kişiler”dir.

Tiyatroda yer ögesi aynı zamanda dekoru karşıladığı için çok farklılık göstermez. Birçok oyun bir ya da iki yerde geçer. Oyunların sahnelendiği fiziki ortamı çok kez değiştirmek zordur.

Tiyatro metinlerinin sahnede oynanması da bu eserlerin oynandığı mimari yapılar da tiyatro olarak adlandırılır.

Tiyatro metinleri genellikle insanlara ders vermeyi, onları düşündürmeyi, çeşitli konularda yorum yapmasını sağlamayı amaçlamaktadır.

Kimi zaman karşımıza çıkan tek kişilik tiyatro oyunlarına monolog adı verilir.

 

1.1.10. Tekerleme

Masalların girişinde ve sonunda sık sık karşılaşılan, genellikle bir anlam taşımayan uyaklı metinlere tekerleme denir.

 

Tekerleme Türünün Özellikleri:

Tekerlemeler genellikle eğlence unsuru olarak kullanılır.

Tekerlemeler anlamdan çok söyleyişin ahenkli olmasına odaklanır.

Tekerleme türü masalların başında ve sonunda sık sık kullanılır.

Tekerleme Örneği:

Mustafa, Mıstık,

Arabaya kıstık,

Üç mum yaktık,

Seyrine baktık.

 

 

1.2. Düşünce (Fikir) Yazıları

Okuyucunun çeşitli bilimsel, siyasal, sosyal konularla ilgili düşünmesini sağlamayı amaçlayan bazen kişisel düşünceleri yer veren bazen gerçekliği kanıtlanmış düşünceleri okuyucuya aktaran yazılara düşünce (fikir) yazıları denir.

Düşünce yazılarının odak noktası fikirler (düşünceler) olduğu için olaylar etrafında şekillenmez.

Düşünce yazılarında anlatım biçimlerinden tartışmacı anlatım ve açıklayıcı anlatım teknikleri sık sık kullanılır.

Bu yazılar, düşünceleri ifade eden metinler oldukları için genellikle tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma, karşılaştırma ve örneklendirme gibi düşünceyi geliştirme yolları kullanılır.

 

1.2.1. Makale

Herhangi bir konuda gerçeği açıklamayı, bilgi vermeyi, tezi savunmayı amaçlayan bilimsel yazılara makale denir.

 

Makale Türünün Özellikleri

Makalelerde olaylar değil düşünceler anlatılır. Makaleler düşünceler etrafında oluşturulur.

Makaleler bilimsel yazılar oldukları için nesnel bir anlatımla kaleme alınırlar.

Makaleler araştırmaya ve incelemeye dayanır.

Makalelerde ele alınan düşünceler belgelerle, örneklerle desteklenmeye çalışılır; bilimsel verilerden yararlanılır.

Yazar, makaleyi oluşturulurken sanatsal kaygılar taşımaz; okuyucuya bilgi vermeyi, bir tezi savunmayı ya da desteklemeyi amaçlar.

Açıklamadan, tanık göstermeden, sayısal verilerden yararlanmadan ve örneklendirmeden sık sık yararlanılır.

Makale, gazete ve dergi yazısıdır.

 

1.2.2. Deneme

Yazarın herhangi bir konudaki kişisel görüşlerini ve düşüncelerini kesin ifadeler kullanmadan samimi bir dille ve kendi kendine konuşuyormuş gibi ifade ettiği yazılara deneme denir.

 

Deneme Türünün Özellikleri:

Denemede herhangi bir konuda kaleme alınabilir, konu sınırlaması yoktur.

Deneme türünde yazar kendisiyle konuşuyormuş gibi bir anlatımı benimser.

Denemelerde kişisel görüş ve düşünceler samimi bir dille anlatılır. Bu yüzden denemeler öznel metinlerdir. Denemelerde kişisellik ve kendine özgülük (bence, bana göre) vardır.

Deneme türünde yazar; anlattıklarını kanıtlama, okuyucunun fikrini değiştirme kaygısı taşımaz. Kendi bilgi birikimini, dünya görüşünü paylaşır.

Denemelerde anlatılanlar kesin bir sonuca bağlanmaz.

Deneme yazarı okuyucunun fikrini değiştirmek yerine onda sanatsal bir tat bırakmayı amaçlar.

Edebiyatımızda deneme türünün en büyük temsilcisi Nurullah Ataç iken dünya edebiyatında denemeleriyle ün salan kişi Monteigne’dir.

 

1.2.3. Söyleşi (Sohbet)

Yazarın güncel olaylar ile ilgili kişisel görüş ve düşüncelerini okuyucuyla konuşuyormuş gibi bir üslubu benimsediği, samimi bir yazılan yazılara söyleşi (sohbet) denir.

 

Söyleşi (Sohbet) Türünün Özellikleri:

Söyleşiler, yazarın kişisel görüşlerini okuyucuya aktardığı yazılardır.

Yazarın okuyucuya aktardıklarını kanıtlama zorunluluğu yoktur.

Söyleşi türünde yazar okuyucuya hitap eder; okuyucuyla konuşuyormuş gibi bir anlatımı benimser, sorular sorar ve cevaplar verir. Okuyucuyla konuşuyormuş gibi bir üslupla metnini oluşturmasının sebebi okuyucuyu etkileyip onu kendi düşüncesine çekmektir.

Söyleşiler sohbet havasında yazıldığı için gündelik ve samimi bir dil kullanılır; sanatsal kaygılar taşımazlar.

Söyleşinin en belirgin özelliklerinden biri karşılıklı konuşma havasında kaleme alınmasıdır.

Söyleşilerde ilgi çekici olan ve sıkıcı olmayan herhangi bir konu anlatılabilir.

Söyleşi de bir gazete ve dergi yazısıdır.

 

NOT: Deneme ve söyleşi türleri sıklıkla karıştırılır. Deneme türünde yazar kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi bir üslubu benimserken söyleşi türünde okuyucuyla (karşısındakiyle) konuşuyormuş gibi bir üslubu benimser.

 

1.2.4. Fıkra (Köşe Yazısı)

Güncel olaylarla ya da toplum sorunlarıyla ilgili herhangi bir konunun kişisel görüş ve düşüncelerin kanıtlanma ihtiyacı duyulmadan güzel bir üslup benimsenerek anlatıldığı kısa yazılara fıkra (köşe yazısı) denir.

UYARI: Gazetelerde yer alan fıkralar ile güldürü ögesi taşıyan fıkralar birbirine karıştırılmamalıdır. Düşünce yazıları başlığı altında anlatılan fıkra türü gazete fıkralarıdır.

 

Fıkra (Köşe Yazısı) Türünün Özellikleri:

Fıkralarda gündelik olaylar ya da toplum sorunları ile ilgili herhangi bir konu ele alınabilir.

Fıkralar birçok yazı türüne göre kısa yazılardır.

Fıkralar kısa yazılar olduğu için dili doğal, açık, yalın olmalı; güncel söylemlere, deyimlere, atasözlerine ve nükteli söyleyişlere yer vermelidir. Diğer bir ifadeyle fıkralar zekice oluşturulmalıdır.

Fıkralar da gazete ve dergi yazılarıdır.

Yazar düşüncelerinin, görüşlerinin doğruluğunu kanıtlamak zorunda değildir.

Yazar fıkra türünde senli benli bir anlatımı tercih eder. Söyleşi türünde olduğu gibi okuyucuyla konuşuyormuş gibi bir üslupla metnini oluşturur.

 

Fıkra Türü ile Makale Türü Arasındaki Farklar:

Makalede yazar anlattıklarını kanıtlamak zorundadır, fıkra türünde anlattıklarını kanıtlama çabası yoktur.

Makalede bilimsel, nesnel bir dil kullanılırken fıkrada doğal ve öznel bir dil kullanılır ve mizah ögelerine yer verilir.

Makale yazarı okuyucuya doğruları anlatırken fıkra yazarı okuyucuya kendi doğrusunu aktarır.

 

1.2.5. Eleştiri (Tenkit)

Bir sanat eserinin, edebi eserin veya eseri ortaya koyan sanatçının ya da yazarın olumlu ya da olumsuz taraflarını çeşitli yönlerden değerlendirerek eserin gerçek değerini ortaya koymayı amaçlayan metinlere eleştiri (tenkit) denir.

 

Eleştiri Türünün Özellikleri:

Eleştiri türündeki metinler; değerlendirdikleri eserleri tanıtmayı ve eserin daha iyi anlaşılmasını amaçlar.

Eleştiriler eserleri değerlendirmek için oluşturulan yazılardır.

Eleştiriler yazara ve okuyucuya yol göstermek amacıyla yazılır. Yazara da okuyucuya da kendini geliştirme fırsatı sunar.

Eleştiri türündeki metinleri oluşturan kişilere eleştirmen denir.

Eleştirmenler eserleri hem olumlu yönleriyle hem de olumsuz yönleriyle ele alır.

 

NOT: Toplumun genel düşüncesine bakılınca “eleştiri” sözcüğü sadece olumsuz ifadelermiş gibi algılanır. Fakat eleştiri hakkındaki bu düşünce yanlıştır. Çünkü eleştiri, değerlendirme yapılan eserin hem iyi yönlerine hem de kötü yönlerine değinir.

 

1.2.6. Nutuk (Söylev)

Hitap edilen topluluğu coşturmayı, yönlendirmeyi; onlara bir fikri, ülküyü, duyguyu aşılamayı amaçlayan coşkulu bir üslupla yapılan uzun konuşmalara nutuk (söylev) denir.

 

Nutuk (Söylev) Türünün Özellikleri:

Nutuklar askeri, siyasi, dini, hukuki ya da akademik konular ilgili olabilir.

Nutuk toplulukları coşturmayı ve onları bir amaca yönlendirmeyi amaçlar. Bu nedenle hitabet sanatından yararlanılır.

Nutuklar coşkulu konuşmalardır. Bu şekilde topluluklar bir düşünce, duygu, ülkü etrafında birleştirilmeye çalışılır.

Nutuk türündeki konuşmaları yapan kişiler hatip ya da söylevci olarak adlandırılırlar.

Söylev türünde konuşma yapan kişi vurgu ve tonlamayı iyi kullanmalı, jest ve mimikleriyle konuşmasını desteklemelidir.

Konuşmacı konuşmasını anlaşılır ve açık biçimde yapmalı ve dinleyicilerden geri dönütler almalıdır. Diğer bir ifadeyle hitap ettiği topluluğun nabzını tutmalıdır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” isimli eseri bu türe çok güzel bir örnektir.

 

 

1.3. Bildirme Yazıları

Bir yeri, ürünü ya da kişiyi tanıtmayı; bir bilgiyi iletmeyi; şikayet ya da istek belirtmeyi amaçlayarak oluşturulan yazılara bildirme yazıları denir. Bu yazılar bilgi vermeyi amaçlar.

 

1.3.1. Biyografi (Yaşam Öyküsü)

Kendi alanında ün yapmış kişilerin (yazar, şair, aktör, bilim insanı, siyasetçi, sporcu vb.) hayatlarının bir yazar tarafından tanıtıldığı metinlere biyografi (yaşam öyküsü) denir.

 

Biyografi Türünün Özellikleri:

Biyografiler alanında ün yapmış kişileri tanıtmak için yazılan düz yazılardır.

Alanında tanınmış kişilerin hayatları bir yazar tarafından üçüncü kişi ağzıyla anlatılır.

Biyografide anlatılan kişinin hayatı kronolojik sırayla okuyucuya aktarılır.

Biyografide hayatı anlatılan kişinin başarıları, katkıları, üstün yönleri ve farklılıkları dile getirilir.

Biyografiler belgeye ve bilgiye dayalıdır ve mümkün olduğunca nesnel olmalıdır. Bu sebeple biyografiler kurgusal metinler değil, gerçekçi metinlerdir.

Biyografiler tarihi belge niteliği taşır ve biyografi yazarları biyograf olarak adlandırılır.

 

1.3.2. Otobiyografi (Öz Yaşam Öyküsü)

Kendi alanında ün yapmış kişilerin (yazar, şair, aktör, bilim insanı, siyasetçi, sporcu vb.) hayatlarının kendileri tarafından anlatıldığı metinlere otobiyografi ( öz yaşam öyküsü) denir.

 

Otobiyografi Türünün Özellikleri:

Otobiyografiler kişinin kendi hayatını tanıtmayı amaçladığı metinler olduğu için birinci kişi ağzından anlatım ile oluşturulur.

Kendi otobiyografisini yazan kişinin tanınırlığı, diğerlerinden ayrılan yönleri vb. olmalıdır.

Otobiyografilerde kişi her ne kadar kendi hayatını anlatsa da nesnel olarak oluşturulmalıdır. Fakat kişinin kendi yaşam öyküsünü anlatırken ne kadar nesnel olabileceği tartışmalı bir durum olduğu için otobiyografi, biyografiye göre daha özneldir.

Otobiyografide de kişinin hayatı kronolojik sırayla anlatılmalıdır.

Otobiyografisini oluşturan kişi kendi bilgilerini ve ailesinden edindiği bilgileri kullanarak metnini oluşturur.

 

Biyografi ile Otobiyografi Arasındaki Farklar:

Biyografide tanınmış kişilerin hayatı bir yazar tarafından anlatılırken otobiyografilerde kişi kendi hayatını anlatır.

Biyografiler üçüncü kişi ağzından anlatımla kaleme alınırken otobiyografiler birinci kişi ağzından kaleme alınır.

Biyografiler, otobiyografilere göre daha nesneldir.

 

1.3.3. Haber Yazısı

Belli bir zaman içinde gerçekleşen toplumu ilgilendiren güncel olayların ve gelişmelerin okuyuculara duyurulması için oluşturulan gazete yazılarına haber yazısı denir.

 

Haber Yazısının Özellikleri:

Haber yazılarında toplumun tamamını ya da bir kısımını ilgilendiren güncel ve önemli olaylar anlatılır.

Haber yazılarının ilgi çekici ve doğru olmaları beklenir.

Haber yazıları nesnel olmalıdır.

Haber yazıları 5N 1K (ne, nerede, nasıl, niçin, ne zaman, kim) sorularına cevap verecek şekilde hazırlanmalıdır.

 

1.3.4. Röportaj

Gazetecilerin ziyaret ettikleri kurumu, yeri, orada gördüklerini, oranın özelliklerini kendi duygu ve düşünceleriyle birleştirip fotoğraflarla belgeleyerek oluşturdukları metinlere röportaj denir.

 

Röportaj Türünün Özellikleri:

Röportaj gözleme, araştırmaya, değerlendirmeye ve yoruma dayanır.

Röportaj yazarı gezip gördüğü, incelediği yerlerle ilgili ilgililerle konuşur; fotoğraf, belge ve istatistiklerle destekleyerek metnini oluşturur.

Röportaj türündeki metinlerin amacı konuyu çarpıtmadan okuyucuya sunmak ve okuyucuyu aydınlatmaktır.

Röportajlarda genellikle sanat ve toplumla ilgili konular ele alınır.

Röportajın belge, istatistik ve fotoğraflarla desteklenmesi önemlidir.

Röportaj metinlerinde diyaloglardan yararlanılır.

Röportajlar azarın izlenimleri aktarıldığı için birinci kişi ağzından anlatım kullanılarak oluşturulur.

Röportajlarda anlatılanlar genellikle özelden genele doğru aktarılır.

Röportajlar genellikle soru-cevap biçiminde oluşturulmakla birlikte öyküleyici anlatım kullanılarak oluşturulan röportajlar da karşımıza çıkar.

 

1.3.5. Gezi Yazısı (Seyahatname)

Yazar tarafından gezilip görülen yerlerin ve o yerlerle ilgili izlenimlerin ilgi çekici biçimde kaleme alındığı metinlere gezi yazısı (seyahatname) denir.

 

Gezi Yazısının Özellikleri:

Gezi yazıları gezilip görülen yerlerin edebi bir biçimde kaleme alınmasıyla oluşturulur.

Gezi yazılarının en önemli unsurlarından biri gözlemdir.

Gezi yazıları yazarın kişisel görüş ve düşüncelerinden, duygularından izler taşıyabilir.

Gezi yazıları sadece gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi vermez. O yer yaşayan insanları, o insanların sosyal hayatlarını da anlatabilir.

Gezi yazıları okuyucu için ilgi çekici ve işe yarar bilgiler içermelidir. Okuyucuda anlatılan yeri gezme isteği uyandırmalıdır.

Gezi yazılarının asıl yazılış amacı okuyucuyu bilgilendirmektir ama bununla birlikte gezi yazılarının üslubu ve dili samimidir, doğaldır.

Gezi yazılarında anlatılanlar kurmaca ya da hayal ürünü değildir, gerçektir.

Gezi yazarları seyyah olarak adlandırılır.

 

1.3.6. Mektup

Bir konuda haber vermek, sorular sormak, dilekte bulunmak,  duygu ve düşünceleri aktarmak için kaleme alınan metinlere mektup denir.

 

Mektup Yazarken Dikkat Edilmesi Gerekenler:

Tarih, hitapla aynı sıraya kağıdın sağ üst köşesinde yer alır.

Hitap, mektubun yazıldığı kişiye ile yakınlık derecesine göre seslenilen birkaç sözcükten oluşan bölüme denir. Hitap bölümünün sonuna virgül (,) konur.

Giriş, birkaç cümleden oluşan ve mektubun yazılış sebebinin ifade edildiği bölümdür.

Gelişme; mektubun yazıldığı kişiye verilmek istenen haberlerin, ona sorulmak istenen soruların yer aldığı söyleşi bölümüdür.

Sonuç, mektup yazılan kişinin sağlığının, ailesinin durumunun sorulduğu, kendi durumumuz hakkında bilgi verdiğimiz, iyi dilek ve temennilerin aktarıldığı bölümdür.

Ad-Soyad, mektubun sağ alt köşesine yazılır ve mektup imzalanır.

Yazılan mektubun yer aldığı kağıt dikkatle katlanmalı, bir zarfa konmalı ve zarf kapatılmalıdır.

 

Mektup Türünün Özellikleri:

Haberleşme aracı olarak kullanılan tek yazı türü mektuptur.

Mektup türünde uyulması gereken bazı edebi kalıplar vardır: Mektuplar bir hitap bölümüyle başlar, iyi bir dilekle tamamlanır ve mutlaka tarih ve yer belirtilir.

Mektuplar amaçlarına göre dörde ayrılır: özel (kişisel) mektubu, edebi mektup, iş mektubu, resmi mektup

 

1.3.6.1. Özel (Kişisel) Mektup

Yakın çevremizde bulunan insanlara (eş-dost, akraba, aile, tanıdık) yazılan mektuplara özel (kişisel) mektup denir.

 

Özel Mektupların Özellikleri:

Özel mektuplar kişiler arasında haberleşmeyi sağlarlar.

Özel mektuplar kişiseldir, bu yüzden gizlidir.

Özel mektuplar samimi ve doğal bir üslupla oluşturulurlar.

 

1.3.6.2. Edebi Mektup

Aslında özel mektuplar olan edebiyatçıların birbirine ya da tanıdıklarına gönderdiği mektuplar olması sebebiyle edebi değer taşıyan mektuplara edebi mektup denir.

 

Edebi Mektupların Özellikleri:

Bu mektupların sanatsal yönleri güçlüdür.

Edebi değer taşıdığı için araştırmacılar tarafından paylaşılır, yayımlanır.

Edebi mektuplar tarihi belge olarak kullanılabilir.

Edebi mektuplarda sanatlı bir dil kullanılabilir.

 

1.3.6.3. İş Mektubu

Sanayi ve ticaretle uğraşan kuruluşların kişilere ve diğer kuruluşlara, kişilerin bu kuruluşlara gönderdikleri mektup türüne iş mektubu denir.

 

İş Mektuplarının Özellikleri:

Kuruluşlar iş mektuplarında başlıklarında kuruluşun adını taşıyan beyaz bir kağıt kullanır.

İş mektupları genellikle daktilo ile yazılır ya da bilgisayarla yazılıp çıktı alınarak oluşturulur.

Özel mektuplara ve edebi mektuplara göre daha resmi bir dili vardır.

Anlatılanlar kısa ve öz şekilde anlatılır, açık ve yalın bir dil kullanılır.

 

1.3.6.4. Resmi Mektup

Devlet kurumlarının birbirine, kişilerin bu kurumlara ya da kurumların kişilere gönderdiği mektuplara resmi mektup denir.

 

Resmi Mektupların Özellikleri:

Resmi mektuplarda çizgisiz ve beyaz kağıt kullanılır.

Bu kağıt tam ya da yarım sayfa boyutlarında olabilir.

Resmi mektuplarda resmi bir dil kullanılır. Ağırbaşlı ve ciddi bir üslupla kaleme alınır.

Resmi mektuplarda konu kısa ve öz bir şekilde verilir, kişisel isteklerde bulunulmaz.

 

1.3.7. Dilekçe

Herhangi bir konuda bilgi vermek, bilgi istemek; bir şikayeti ya da bir isteği belirtmek amacıyla yazılan başvuru metinlerine dilekçe denir.

 

Dilekçenin Özellikleri:

Dilekçelerde konu ile ilgili ayrıntılara yer verilmez, konu kısa ve öz şekilde aktarılır.

Dilekçelerde resmi bir dille kaleme alınır. Süslü ve yapmacık bir dil kullanılmaz.

Dilekçeler daktilo ile, bilgisayar ile ya da el yazısı ile oluşturulabilir.

Dilekçelerin yazıldığı kağıt çizgisiz ve beyaz olmalıdır ve yazı ortalanmalıdır.

 

Dilekçe Yazılırken Dikkat Edilecek Hususlar:

NOT: Dilekçeler yazılırken kağıdın sağında ve solunda yeterli boşluk bırakılmalıdır. Yukarıdan ve aşağıdan bırakılacak boşluklar hesaplanmalı, yazı dilekçe kağıdının ortasında yer almalıdır.

 

Dilekçelerde sağ üst köşede tarih yer alır.

Dilekçelerde, başa dilekçe yazılan kurumun ismi yazılır.

Kurumun isminin sağ altına kurumun yer aldığı şehrin ismi yazılır.

Bu bilgilerden sonra konunun anlatıldığı bölüme geçilir:

-Bu bölümde yazıya satır başı bırakılarak başlanır.

Bir şikayet söz konusu ise açıkça ifade edilmeli ve kanıtlar sunulmalıdır.

İş talep etme durumu söz konusu ise de kişi ile ilgili bilgiler (öğrenim durumu, yaş, öz geçmiş, kurumun aradığı niteliklerden kişide bulunanlar vb.) verilmelidir.

Arz bölümünde:

-Yazıya satır başı yapılarak başlanmalıdır.

– Bu bölümde bir durum anlatılıyorsa, bir bilgi veriliyorsa “… bilgilerinize arz ederim.” ya da “… bilgilerinize saygılarımla sunarım.” gibi ifadelerle dilekçe metni tamamlanır.

Bu bölümde bir istekte bulunuluyorsa “Gereğinin yapılmasını arz ederim.” gibi ifadelerle dilekçe metni tamamlanır.

Dilekçe metni tamamlandıktan sonra sağ alt köşeye dilekçeyi yazan kişinin adı ve soyadı yazılır ve altına imza atılır.

Dilekçe metninin sol alt köşesinde ise dilekçeyi yazan kişinin açık adresi belirtilir.

Adres bölümün alt kısmına eğer dilekçeye eklenmek istenen dosyalar varsa bunlar “Ek 1, Ek 2…” şeklinde alt alta yazılarak dilekçeye eklenir.

 

1.3.8. Tutanak

Bir olayın ya da durumun nasıl gerçekleştiğinin gerçekleşme sırasıyla kaleme alındığı metinlere tutanak denir.

 

Tutanakların Özellikleri:

Olayı ya da durumu değerlendirecek kişilerin sağlıklı kararlar verebilmesi için tutanaklarda ayrıntılara yer verilmelidir.

Tutanaklarda olayın özelliğine, yerine, zamanına, nasıl başladığına, başlamasına neden olanlara, olayın nasıl gerçekleştiğine ve olayın sonucuna mutlaka yer verilmelidir.

Tutanaklar oluşturulurken ayrıntılar resmi bir dille ve olduğu gibi aktarılmalıdır.

 

1.3.9. İlan

Bir durumun radyo, televizyon, gazete, dergi ya da internet (genel ağ) gibi iletişim araçları kullanılarak ilgili kişilere duyurulması için yazılan metinlere ilan denir.

 

İlanların Özellikleri:

İlanlar konularına göre resmi ya da özel olabilir.

İlanlar dikkat çekici olmalıdır.

İlanlar kısa, açık ve anlaşılır bir şekilde kaleme alınmalıdır.

İlanlar çeşitli durumları (toplantı, ölüm, kayıp, iş, söyleşi vb. ) duyurmak için kullanılabilir.

 

1.3.10. Reklam

Bir ürünü, malı ya da hizmeti iletişim araçları kullanılarak topluma, ilgilere tanıtmak ve duyurmak için oluşturulan yazılı ya da görsel içeriklere reklam denir.

 

Reklamların Özellikleri:

Reklamlar yazılı, görsel ya da hem yazılı hem görsel olarak hazırlanabilir.

Reklamlarda amaç ürünü, malı yada hizmeti potansiyel alıcısına tanıtmak ve duyurmaktır.

Reklamlarla genellikle ürünün, malın ya da hizmetin satışını arttırmak amaçlanır.

Reklamlar dikkat çekici ve etkileyici olmalıdır, ürüne odaklanmalıdır.

Reklamlar çeşitli alanlardan (bilim, sanat, spor vb.) faydalanabilir.

 

1.3.11. Bilmece

Özelliklerini üstü kapalı bir şekilde söyleyerek bir şeyin ne olduğunu burdurmayı amaçlayan metin türüne bilmece denir.

 

Bilmecelerin Özellikleri:

Bilmece bir şeyin ismini okuyana ya da dinleyene buldurmayı amaçlar.

Bilmeceler aynı zamanda eğlence aracıdır.

Bilmece edebi bir türdür.

Bilmeceler düzyazı ya da nazım (şiir) biçiminde oluşturulur.

Bilmeceler zihni çalıştırır ve hayal gücünü kullanma becerisini arttırır.

 

2. Şiir (Nazım) Türleri

Şiir (nazım) türleri konu anlatımına şiir bilgisi bölümünde yer verilmiştir. Görmek için TIKLAYINIZ.